Boş bir sayfanın içine sıkışmış gibi hissettiriyor; türlü etkileşimler içinde gidip geldiğimiz kimi zaman sıkıcı kimi zaman da eğlendirmekten geri kalmayan şu dünya. Söyleyecek çok şey varken hiçbirşeyden bahsedememek... Kelimelerin dolup taştığı zihin deryasının ani gel gitlerle bir yükselip bir alçalması, bu mücadele gerektiren durumda insanı deli gömleği giymesi gerekebilecek seviyelere taşıyor. Çoğunlukla yaşanmışlıkların dışavurumu şeklinde gelişebilecek ruh arındırma seansları yapmayı denemek istiyor insan ama kuracağı cümlelerin arasına istemeden de olsa dünyevi sorunlarından kelimelerin gizlice gireceğini hissediyor bir yandan. O kelimeler ki, ruhu serin ırmaklarda yıkadıktan sonra, öze dönüş sırasında tekrar kirleneceğini farkettiriyor, bu da verilecek emeğin boşa olup olmayacağı ile ilgili tereddütlere itiyor kişiyi. Sırf denemiş olmak adına göze alınamayacak bir mani gibi gözükmüyor, çünkü insan sürekli kullandığı bir güzergah hakkında zamanla çok şey öğrenebiliyor. Eski zamanlarda büyük alimlerin tavsiye ettiği şey de " bir deneyi bin defa yapıp başarısız olsanız da bin bir'inci kez yine deneyin" olmuştur. Sonuçta üzerinde ikamet ettiğimiz bu gezegende, kendisinden soyutlanmamız gereken bir çok şey varken aslında onların ayrılmaz birer parçamız haline gelmiş olmaları yadsınamaz bir gerçek. Bu arınmayı gerçekleştirebilmek ise büyük ustalık ve yetenek gerektirir. Belki mantıksal yaklaşım zedeliyor olabilir o an zihinde yaratılan taslağı, belki duygusal yaklaşım. Ancak iki boyutun da mutlak etkilediğini söylemek yanlış olmaz. Yalnız hangisinin daha doğru olduğunu söylemek güç olabilir. Kimi zaman ayrılmaz bir dost olurken kimi zaman da birbirine düşman iki farklı kişilik sergileyebiliyorlar. Burda mühim olan hangi anda hangisini seçeceğimizdir. Yaşam da edinilecek tecrübeler ise seçimlerimizi daha makul ve isabet oranı yüksek hale getirecektir.
Söylemek kolay olur bazen, peki etkileyici bir hale getirmek ne kadar kolaydır? Sahip olduğumuz zihin deryasının ne kadar derin olduğunu ya da ne denli bir büyüklüğe sahip olabileceği hakkında fikirlerimiz ne durumda? İşte dünyanın üzerimizde ki rolünün yani yaşam sırasında isteyerek veya istemeden sahiplendiğimiz kelimelerin bu konu hakkında yeteri kadar düşünmemizi engellediğini tekrar düşünmemize olanak tanıyacağı sorunun ta kendisi. İnsan düşünmeden, mantıklı ve duygusal hayatını bir arada dengede tutamayacak kadar kırılgan, yozşalmaya müsait ve bir o kadar da basit bir yaşam formunun örneği. Mesele, insanın gündelik hayat işleyişi içerisinde bunun için gösterdiği çabadır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder