12 Mayıs 2010 Çarşamba
anneme...
Yağmurlu bir günde pencerenin yanında oturmuş,buğulu camları ovuşturup dışarıyı izlemeye çalışan küçük bir çocuğum ben. Kendimi sokağa atmak istesemde annem kızacağı için pencerenin yanından ayrılamam bile. Yalnız başıma aklımda türlü hayallerle gökyüzüyle aramda perde görevini üstlenen ve ne kadar uğraşsamda yine buğulanan camları silip silip özgürlüğümün sınırlarını sorgularım umarsızca. İçten içe hem anneme hemde yağmura kızarım sonra. Belki ağlarım bile. Keşke deniz kıyısına gidebilsem,gitsemde martılara simit atıp, birbirleriyle mücadele ederken çıkardıkları sesin yankısını duyabilsem diye. Simitler bitince sahil boyunca koşup iyice ıslanabilsem diye... Sonra eve sırılsıklam dönüp annemden fırça yiyeceğimi bile bile ağlarım belki pencere kenarında. Hem ,hergün aynı saatte evimizin önünden geçen simitçi amca geçmedi bugün. Karşı apartmandaki teyzede çamaşırlarını asmamış tek bir saksısı olmayan balkonunda sarkık sarkık duran çamaşır iplerine. Vazgeçerim o zaman bende gitmekten. Üşür hasta olurum,olurumda annemi üzerim. Düşüncelere dalmışken mutfaktan annemin her zaman yaptığı kekin kokusu gelir ve bende koşa koşa onun yanına giderim. Her zaman koştuğum gibi.....
03:37 08.Mayıs.2010 ..Arif Alaman...
03:37 08.Mayıs.2010 ..Arif Alaman...
Geç Kalmış Bir Hikaye...
Bir zamanlar batı rüzgarlarının estiği burçak tarlalarının üzerinde kıskanç gökyüzünün artık güneşi umursamadığı bir yer vardı. O yerde yaşayan insanlar kendilerine umut çiftçileri diyorlardı.'O'da onlardan biriydi. Orada yaşayan insanların diğer insanlara baktığı göz, diğer insanların onlara baktığı gözden çok farklıydı. Biz sevgiyi ön planda tutup geleceğe umutla sarılırken,diğerleri bizi küçümsüyordu. Ama bilmiyorlardı ki her zaman kazanıyorum diyen insanlar aslında gerçek kaybedenlerdi. Ve 'o' birgün umutlarını ekerken insanların arasından diğerlerine benzemeyen birini gördü. Nietzsche ağladığında da söylediği gibi "önemli olan bu andır,o andan başka gerçek yoktur ve buna tek seyirci kalan biziz.". O an yaptığımız işin gerçek amacını anladı ve onun için süreç başladı. Bu noktadan sonra onunla ilgili duygularına kendi notlarından devam edelim.
" Yazın vermiş olduğu yorgunlukla hasat zamanının sonlarına doğru, bir kasım sabahında seni gördüm ve o zamana kadar gördüğüm hiçbir insana benzemediğini farkettim. Bir anda hayatımın merkezini sen aldın ve odak noktam oldun. Bunu o an anladım. Ben ki içimdeki sevgiyle insanların gözlerinin içine rahatça bakarken senin gözlerine öyle kolay bakamıyordum. O kadar ulaşılmaz bir yerde duruyordun ki her yerde
seni aramaya başladım. Seni ararken seninle ilgili ulaştığım her detayda ben de kendimi yeniden keşfediyordum. Senden habersiz seninle yürüdüğüm yolda tökezledim ve sana erişebilmek adına umarsızca hatalar yaptım. Şimdi dönüp bakınca patavatsız davrandığımı farkediyorum. Sen de verilmesi gereken en doğru tepkiyi verdin ve ben yaptığım hatanın pişmanlığıyla ve sensizliğimle,senden uzakta yaşamaya çalışıyorum.."
O, o günlerden sonra umut çiftçiliğini bıraktı ve ona kalan tek şey yalnızca sen oldun. Onun senin hakkında anlattıkları,notlarda sana yazdığı bir şiirle bitiyor.
Bütün çabalarına rağmen hep bir şey eksik kalmadı mı?
Kaybettiklerin sana aslında yapılan tüm eylemlerin tükenişe dair kendini aldatmaca olduğunu söylemedi mi?
Eksilttiğin her günün neticede ömürden gittiğini
Devam etmekteki bir takım hislerin zamansızlığını,seni yalnız bırakacağını
Göçmen kuşların yaşantında bir kısım etkiler bıraktığını
Ve bunun beni her gün öldürdüğünü görmedin mi?...
" Yazın vermiş olduğu yorgunlukla hasat zamanının sonlarına doğru, bir kasım sabahında seni gördüm ve o zamana kadar gördüğüm hiçbir insana benzemediğini farkettim. Bir anda hayatımın merkezini sen aldın ve odak noktam oldun. Bunu o an anladım. Ben ki içimdeki sevgiyle insanların gözlerinin içine rahatça bakarken senin gözlerine öyle kolay bakamıyordum. O kadar ulaşılmaz bir yerde duruyordun ki her yerde
seni aramaya başladım. Seni ararken seninle ilgili ulaştığım her detayda ben de kendimi yeniden keşfediyordum. Senden habersiz seninle yürüdüğüm yolda tökezledim ve sana erişebilmek adına umarsızca hatalar yaptım. Şimdi dönüp bakınca patavatsız davrandığımı farkediyorum. Sen de verilmesi gereken en doğru tepkiyi verdin ve ben yaptığım hatanın pişmanlığıyla ve sensizliğimle,senden uzakta yaşamaya çalışıyorum.."
O, o günlerden sonra umut çiftçiliğini bıraktı ve ona kalan tek şey yalnızca sen oldun. Onun senin hakkında anlattıkları,notlarda sana yazdığı bir şiirle bitiyor.
Bütün çabalarına rağmen hep bir şey eksik kalmadı mı?
Kaybettiklerin sana aslında yapılan tüm eylemlerin tükenişe dair kendini aldatmaca olduğunu söylemedi mi?
Eksilttiğin her günün neticede ömürden gittiğini
Devam etmekteki bir takım hislerin zamansızlığını,seni yalnız bırakacağını
Göçmen kuşların yaşantında bir kısım etkiler bıraktığını
Ve bunun beni her gün öldürdüğünü görmedin mi?...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)