16 Haziran 2009 Salı
Epizot 3
Varlıkla yokluk arasında bi yerlerde olmak gibi bi şey sensizlik.Yakınlardayken uzak olmakmı iyi yoksa uzaklardayken yakın olmakmı?Hangisi seni yaşatır bana?Tercihler bu doğrultudayken hiçbi tercih yapamamak ta en kötüsü.Hani elini uzatsan dokunacaksındır ama bi türlü uzanamazsn,kelimeler dökülecektir ağzından ama dilinin ucundadır ve dökülmez bi türlü.Sevindiğini sanarsın ama üzülüyosundur.Uykuları es geçersin yarın uyurum dersin ama o geceyi bitirpte yarını göremezsin.Kalbinle konuşmaya başlarsın ama sen konuşursun o susar.Aşık olmuşsun,farkındasın.Ulaşmak zor olur; tabi ulaşabilirsen.Sigaraya verirsin kendini fosur fosur,bide yanına bira lıkır lıkır.Rahatlatır bi nebze seni,ama ayılınca yine kalbin sızlamaya başlar inceden.Kolay elde ettiğin aşkın değeri kaç para eder?Zor olacakki çektiğin sıkıntının meyvesi talı olsun.Onun tadına varınca tekrar yemekten bıkmayacaksın çünkü hayatında tatlanacak.Tabi ulaşabilirsen..
Epizot 2
Yorucu aşklardan sonra düşünce yetini kaybedersin.Acılar,tıpkı akbabalar gibi eski acılardan yorgun düşen yüreğine çullanır hiç acımadan.Ve kendini unutursun,tıpkı mutluluğunu unuttuğun gibi.Belki yapmış olduğun hatalar vardır,hatırladıkça beynine şimşek gibi çakarlar.Hele pişmanlıklar... Telaffuz ettiğin keşke kelimelerinden,uçsuz bucaksız yollar yaparsın kafanda.Koşar koşar bir yere varamazsın,çünkü aslında yolun,içi boş bir çember gibidir.Döner durur farkına varamazsın.O boş kuyudan çıkmak için,yalvarırsın ki bir deli ipini uzatsın sana diye.Ve yalnızlığı en derinden hisseder,oradan kurtulmak için gözyaşlarını döker durursun ta ki kuruyana kadar.Ne kadar ağlarsan,o içinden çıkılmaz dipsiz dünyadan bir bakmışınki çıkmak üzeresin.Ama elini ışığa uzatman bu hislerini bastıracaktır.Ve sen yine başa dönmekte olduğunu farkedemeyeceksin... 09/04/2007
Epizot 1
Hayatın getirdikleri kimi zaman zordur,taşınamaz yükler çoğunluktadır belkide.Elbette gücün vardır ama bunlar bazen o kadar zor gelirki insana,kendini boşluğa bırakmak ya da damarlarında akan kanı dışarıya bırakmak en mantıklı çözümdür çoğu zaman.Getirilerin olmadiği bi yerde gidenler olsa da kaç yazar,ancak buğulu camların arkasından seyredersin ve akıp gidenler her seferinde bir çizik daha atar o ufacık yüreğine.Kimbilir kaç iz kalır orda,ama herşey için yüzde bir ihtimalde kalsa birşeyler ümit edersin yinede.Bazen terkedip gitmek ister,yalnız başına ağzına bir türkü dolayıp bilmediğin yerlere yol alırsın.Bildiklerini unutup yeni bir başlangıç yapmak istersin bazende.Ama herşeyin odaklandığı bir ye yoksa hiçbirşeyin anlamı yoktur.Yaşam kaynağında bir düşünce,bir inanç,bir aşk ya da somut soyut herhangi birşey yoksa bu boş kuyudan su çekmek gibidir.Nereye gidersen git,neye başlarsan başla,seni yoran ve üzen şeyleri durup düşünme zamanı gibi göremedikçe yaşam kaynağınla yüreğin arasındaki köprüleri teker teker yıkıverirsin.Olumsuzluklar kalbini kırar bir bir,sen izlersin.Çünkü sadece yorulduğunu ya da üzüldüğünü düşünürsün.Hele bir de aşıksan... Söyleyecek kelime,dökecek göz yaşı bulamazsın.Hiç yapmadığın ve hatta sana garip gelen şeyler,senin için kurtarıcı olur.Mucize değil,mucizeler beklersin hep.Çünkü yüreğine acıyı sen işlersin farkında olmadan.Herşey soğuk olur senin için.Belki kendine de soğuk gelirsin.Ama dipte bir yerde çok küçük bir ateş vardır mutlaka.Güngelir ihtiyacın olur ona.Yanar,yakasın,ısınır ve ısıtırsın.Aşkın seni yine bağlar herşeye.İşte o zaman,yaşam tat verir sana.Bir süre önce düşündüğün ve yaşadığın şeyler arka sayfada kalır.O sayfa biter çünkü Tanrının yazgısı dişli çarklar gibi tıkır tıkır işler.Sen o an habersizsindir bundan çünkü mutlusundur,gözünde mutluluk perdeleri yeni oyunlarını sahnelemektedir.Ama bilmezsin senin arka sayfada bıraktığın anılar,acaba daha kaç kişinin boş satırlarına yazılmakta? 09/04/2007 - 03:49
Kaydol:
Yorumlar (Atom)